TR
  • EN
  • ES
  • FR
  • RU
  • AR

Güneşin Armağanı: D Vitamini

“Güneş girmeyen eve doktor girer.” atasözünden de yola çıkarak artık hepimiz biliyoruz ki güneş bedenimiz için doğal bir şifa kaynağıdır, insanı fizyolojik ve psikolojik açıdan en çok etkileyen faktörlerden biridir.

Güneşin insanoğluna en değerli armağanlarından biri ise D vitaminidir. Hatta öyle ki D vitamini, “güneş ışığı vitamini” olarak da adlandırılmaktadır.

Güneş ışığı, farklı ışın türlerinden oluşan ultraviyole (UV) radyasyonları içerir. Bunların içinde en çok tanınanları UVA ve UVB ışınlarıdır. Bu ışınlar cildimizi farklı şekillerde etkileyebilirler. UVA ışınları yüksek dalga boyuna sahip, bulutlardan ve camdan kolaylıkla geçebilen bu sebeple de cildin daha derin tabakalarına penetre olabilen bir özelliktedir. UVB ışınları ise UVA ışınlarına göre daha kısa dalga boyuna sahiptirler ve camdan geçemezler. UVB ışınları mevsimlere, güneşe maruz kaldığımız saatlere göre değişkenlik göstererek cildin üst epidermal tabakasına etki eder ve ciltte kızarıklıklara, güneş yanıklarına sebep olabilirler. İnsan vücudundaki D vitamininin yaklaşık % 90’ı işte bu UVB ışınlarının etkisi ile derinin alt katmanlarında sentezlenir.

D vitamini, optimal insan sağlığı için hayati bir rol üstlenir. Vücutta kalsiyum ve fosfor emilimini sağladığından özellikle kas ve kemik sağlığını korumak açısından oldukça önemlidir. Bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok inflamatuar ve kronik hastalığa karşı koruma sağlar. Kan basıncını kontrol ederek kalp ve damar hastalıkları risklerini azaltır. Pek çok kanser türünü önlemeye yardımcıdır. Cilt sağlığını korur. Sinir sistemi, beyin gelişimi ve fonksiyonlarında pozitif etkiler gösterir. Kilo vermeye destek olur, kandaki insülini dengeler ve böylece diyabet riskini azaltır. D vitamini psikolojik açıdan da mutlulukla yakından ilişkilidir. Kişinin enerjisini yükselten ve ruh halini iyileştiren serotonin hormonunun salgısını artırmaktadır. Bu sayede kronik yorgunluk, halsizlik ve depresyonunun önüne geçer.

Bedenimizin ihtiyaç duyduğu D vitaminin %95’i güneş ışınlarından, geri kalan kısmı da gıdalardan sağlanmaktadır. Dolayısıyla güneş ışınlarının etkisi ile cildimizde sentezlenen D vitamini, besinlerle de desteklenmelidir. Bu bağlamda özellikle D vitamini açısından zengin yağlı balıklar (ton balığı, somon, uskumru, sardalye gibi), karides, tavuk, kırmızı et, sığır karaciğeri, süt ve süt ürünleri, yumurta sarısı, tahıllar, mantar, maydanoz, ısırgan otu gibi yiyeceklerin tüketilmesi gerekmektedir. Güneş ve doğal yolla gıdalardan yeterince faydalanamıyorsanız, Konicare Gıda Takviyeleri kataloğumuzda yer alan ürünlerin D vitamini içeriğini inceleyebilir, ihtiyaçlarınıza yönelik olarak Konicare ürünlerini tercih edebilirsiniz.

Güneşin UVB ışınları pencerelerden nüfuz edebilme özelliğine sahip olmadığından özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için “Nasılsa ben pencere kenarında oturuyorum tüm gün güneş alıyorum.” diye düşünmek doğru değildir ve ne yazık ki bu insanlar da hala D vitamini eksikliğine yatkın olabilirler. Buradan da anlıyoruz ki vücuttaki D vitamini seviyelerini arttırmanın en iyi yolu güneş ile cildimizin direkt olarak buluşmasıdır yani güneşlenmedir.

Doğru ve Etkili Güneşlenme Nasıl Olmalıdır?

Mayıs ile Kasım ayları arası ülkemizde güneş ışınları açısından en aktif dönemdir. Özellikle bu aylarda gün ortası dediğimiz vakit olan 10:00-15:00 arası vücutta D vitamini sentezi sağlamak için en etkili saat dilimidir. Ancak güneşin en yüksek noktada olduğu ve ışınlarının dik geldiği bu saatlerde UVB ışınları da oldukça yoğundur. Başta cilt kanseri olmak üzere çeşitli deri rahatsızlıklarından ve güneş yanıklarından korunmak amacıyla bu riskli saatlerde 10-15 dakika boyunca güneş koruyucu bir ürün kullanmadan bilhassa diz altlarının ve kolların güneşlendirilmesi D vitamini sentezine destek olacaktır.

Ten Renginin D Vitamini Sentezi Üzerindeki Bir Etkisi Var Mıdır?

Cildimizin rengi melanin adı verilen bir pigment tarafından belirlenir ve genellikle koyu tenli insanlar açık tenli insanlara göre daha fazla melanine sahiptirler. Melanin pigmenti, aşırı güneş ışığından kaynaklanan hasarlara karşı cildi korumaya yardımcı olur bu sayede doğal bir güneş koruyucu görevi görür, güneş yanığı ve kansere karşı cildi savunmak için güneşin UV ışınlarını emer. Bununla birlikte esmer tenli insanların D vitamini sentezleri daha yavaş olduğundan aynı miktarda D vitamini üretmek için açık tenli insanlara göre güneşte daha uzun zaman geçirmeleri gerekmektedir.

Güneş Koruyucu Ürün Kullanmak D Vitamini Sentezini Etkiler Mi?

Yaz aylarında, gün ortasında, güneş altında geçirilecek 10-15 dakikalık sürelerin vücudumuzda D vitamini üretimi gerçekleştirmek için en faydalı zamanlar olduğunu belirtmiştik ancak bundan daha uzun bir süre güneşe maruz kalınacaksa muhakkak güneş koruyucu kremlerin kullanılması gerekmektedir.

Güneş ışığı D vitamini üretimi için harika olsa da fazlası tehlikeli olabilir. Bu nedenle insanlar cildini güneş yanıklarına ve cilt kanserine karşı korumak için güneş koruyucu ürünler kullanırlar. Çünkü güneş kremi, güneş ışığını yansıtan, emen veya dağıtan özelliklerde çeşitli kimyasallar içerir. Böylece cilt daha düşük seviyelerde zararlı UV ışınlarına maruz kalır. Cildimizde D vitamini sentezini tetikleyen UVB ışınları ironik bir şekilde erken cilt yaşlanmalarına, deri yanıklarına ve kansere sebebiyet de verebileceğinden doğru güneşlenme süresine ve korunma yollarına dikkat etmek mühimdir. Bilinmelidir ki kısa süreli güvenli güneşlenmeler kişinin ihtiyaç duyduğu günlük D vitaminini karşılaması için yeterlidir. Güneş koruyucu ürünlerin D vitamini üretimini azalttığı yönünde kanıtlanmış herhangi bir çalışma mevcut değildir. İşte bu sebeple de çeşitli cilt problemlerinin önüne geçebilmek için 15 dakikanın üzerinde güneşe maruz kalınacaksa mutlaka güvenilir ve SPF değeri yüksek bir güneş koruyucu ürün tercih edilmelidir. Cildimiz bu şekilde güvendeyken geriye bize sıcacık güneşin tadını çıkarmak kalır, bol bol üretilen D vitamini ile de vücudumuzun güçlendiğini, şifalandığını bilmenin verdiği huzur da cabası 🙂